20131204

her şey değişir: http://klasor.tumblr.com

20131022

and the story goes like this

20130820

pazar günü sabah telefon ekranında babacım yazısını görerek uyandım çünkü annem pazar günü sabah babamın telefonundan beni aradı.
pazartesi günü akşamüstü fotoğrafçıdan aldığım zarftan babamın fotoğrafı çıktı çünkü hatırlayamadığım bir akşamüstü babamın fotoğrafını çektim.

20130818

istemediğim hiçbir şeyi yapmadım. istediğim her şeyi yapamadım. *

20130527

3

20130509

20130501

Bazen Komyagin içinden şöyle düşünüyordu: Bir ya da iki ay sonra yeni bir hayata başlarım, resimleri bitiririm, şiirleri tamamlarım, dünya görüşümü baştan sona gözden geçiririm, dokümanları hale yola koyarım, düzgün bir işe girerim, örnek işçi olurum, bir kadın-arkadaş sever ve evlenirim... Bir-iki ay kadar sonra zamanın kendisinde de özel bir şey gerçekleşeceğini ve duraklayıp kendisini hareketinin içine alacağını umuyordu, oysa yıllar penceresinin önünden dur durak bilmeden, mutlu bir tesadüf denk gelmeksizin geçip gidiyordu. O zaman Komyagin yatağından kalkıyor ve polis dayanışma görevlisi sıfatıyla millete kalabalık mahallerde ceza kesmeye gidiyordu.


sf 69
mutlu moskova - andrey platonov

20130418


kıçlarımız aynıydı.

20130304


"........ Ölümden  korkuyordum. Ölümden o kadar korkuyordum ki belki de ölüyorsunuzdur diye, size bakamıyordum bile. Benim için ölmemenin, eğer bulabilirsem, bir... bir yolu olduğundan başka hiçbir şey düşünemiyordum. Fakat, sanki büyük bir yara varmış da kanıyormuş gibi, -sizinki gibi- hayat sürekli akıp gidiyordu. Fakat her şeyde bu vardı. Ve ben hiçbir şey, hiçbir şey yapmadım; sadece ölmenin korkusundan saklanmaya çalıştım. "


sf 131
en uzak sahil - ursula k. le guin

20130130


20121225

umarım allah vardır; cehennem azabı bana çok tatlı gelir.

allah belanızı versin

20121221


20121220

I wanted so badly to lie down next to her on the couch, to wrap my arms around her and sleep. Not fuck, like in those movies. Not even have sex. Just sleep together in the most innocent sense of the phrase. But I lacked the courage and she had a boyfriend and I was gawky and she was gorgeous and I was hopelessly boring and she was endlessly fascinating. So I walked back to my room and collapsed on the bottom bunk, thinking that if people were rain, I was drizzle and she was hurricane. * 

internetlerde bir dönem pastel renkli kız bloglarında rastlamamanın imkansız olduğu bu alıntı dolanırdı. murakamimsi bir lamelik tınılıyordu da kitabı bulup okumaya heves etmişliğim vardı.
neyse. taşların yerine oturması alıntının sahibinin john green olduğunu öğrenmeme tekabül etti. john, crash course'un john green'i. şaşkınlık yok. zaten.

şöyle:

                                 

20121218

let's resolve to repeat last year's mistakes

20121203


20121125

sen kuşları boşver

"i didn't see her for the rest of the night, but by closing time the beer's kicked in so i go up and speak to her and we end up going for a walk and talking about our new homes, our new jobs, our new friends and our new birds."
arab strap / new birds 

".....i've felt like shite all the time no matter who i kiss or how charming i try to be with my new birds. this is the point, isn't it? new birds that will project me along a wire from the underground into the air, into the world."
migala / gurb song


aidan'ın hikayesine flashback yapmış migala.
insan hayret ediyor.



20121012


20121004

"kitabı (o) ölmeden yazsa da okusak."
kitabı (sen) ölmeden yazsa da okusan.
hala hayattalar, kitap (yarın) raflarda.

20121003

was

20120710

it's the month of july